YIKIN ÇEKTİĞİNİZ SETLERİ

En nihayetinde aşılmasını bekliyorsanız eğer,
Aşılamayacak kadar yüksek bir set çekmeyin,
Ya aşılacak türden olsun ya da alışılacak türden,
Ya da yardım edin aşılmasına o yüksek setlerin.

Unutmayın, çektiğiniz setler aslında birer engel,
Görmenizi engeller arkasındaki tüm uğraşıları,
Döner size de set olur, yakalamanızı engeller,
Belki de kovaladığınız o güzelim mutlulukları.

Varsa yoksa gururdan gerek demiş üstad,
Mevzubahis sevgi ise, gururunuz olsun teferruat,
Yıkın artık önyargılarınızı, asla olmaz demeyin,
Bir tarafına da siz girişin o çektiğiniz setlerin.

İdris Cin

Evet, işte bu da oldu hissederek yazdığım ilk şiir :) 
Mesaj kaygısı taşıyor elbette, umarım beğenilir :)

Sonraki yazılarımda tekrar görüşene dek, yıkın çektiğiniz o setleri, eksik etmeyin hayatınızdan pozitifliği, yüzünüzden gülümsemeyi ;)

Tekrar Paylaşmak Üzere,
Sevgi ve Saygılarımla
Devamını Okuyun »

Açsınız ve artık dayanamayıp yakınınızdaki bir lokantaya karnınızı doyurmak için girdiniz, siparişinizi verdiniz.

En sevdiğiniz çorba önünüze geldi ve müthiş kokuyor! :) E açsınız dedik ya, beklemeye tahammülünüz yok. Bir dilim ekmekten ısırığı aldınız ve kaşık elinizde.. Hazırsınız, tam içmeye başlayacasınız, o da nesi?

Vızıltısını bile duymadığınız ufacık bir sinek çorbanın içine düştü/daldı, hemde gözlerinizin önünde!

Hacmi içine düştüğü çorbanın yüzde biri bile değil, bırakın tüm çorbanızı, temas ettiği  yüzey 1 cm3 değil belki de.

Ama o göreceli minicik sinek yine göreceli koskoca bir kase çorbanızı içilmez hale getirdi işte. 

Alın size tam bir trajedi! Ne şuçlu var ne de kazanan.. Geçilmiyor kaybedenden..

Neden mi ?

Hevesi kursağında kalan siz de kaybediyorsunuz, hevesi hayatına mâlolan sinecekcikte. Tabi ki birazdan çorbanızı değiştirmesini isteyeceğiniz lokanta sahibi de. Çorba mı? Canlı olmasa da, kaybetmese de sonuçta o da kayboluyor işte..

Yazının biraz mide kaldırıcı olduğunu kabul ediyorum, ama bu seferlik idare edin efendim. Telafi için yazının sonunu şu güzel cümle ile de bağlayayım bari :)

Çorbanıza sinek düşmesin, hevesleriniz kursağınızda kalmasın efendim! Güzel güzel yudumlayın hayatı ;)

Tekrar Paylaşmak Üzere,

Sevgi ve Saygılarımla
Devamını Okuyun »

Merhabalar,

Sabahleyin çalışma arkadaşım sevgili Erdem Öztürk 'ün mailime ilettiği bir içeriği siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum. Kendisine bir arkadaşından gelen ve çok beğendiğim mail şöyle başlıyor;
"ABD’nin Denver Eyaleti 'ne master için giden genç arkadaşım ...... bir mail atmış. Bir profesorün mezun etmeye hazırlandığı Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerine verdiği son dersi anlatıyor. İlgimi çekti, sizlerle paylaşmak istedim. Aynen şöyle;"

Tam olarak anlatılan olay yaşanmış mıdır kesin olarak bilmek mümkün değil, ancak içerik ve tespitler çok etkileyici. Sözü daha fazla uzatmadan sizi harikulade bulduğum içerikle başbaşa bırakmak istiyorum.

Bilişim İnsanı

"Bilgisayar Mühendisi arkadaş!

İnşallah iyi bir donanımcı, iyi bir programcı, iyi bir network uzmanı veya iyi bir sistem operatorü olacaksın. Yalnız şu mühim meseleri sakın aklından çıkarma.


Bu kâinatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütü mevcudatı ve içinde yeryüzünü create etmiş (yaratmış), güneşi bir power source (güç kaynağı), ayı bir system clock (sistem saati) yapmış. O power source dur ki kesintiye uğramaz ve o system clock tur ki şaşmaz ve şaşırmaz. O donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir. Bu zât aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam hayat programını yazmış, yüz binlerce yıldan fazladır error (hata) verdirmeden, crash ettirmeden (kesinti veya kırılmaya uğratmadan) çalıştırıyor.

Eğer onun ne kadar iyi bir programcı olduğunu anlamak istersen, önce kendine bak. Gözünle görmediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu save etmiş (kaydetmiş) ve yine o küçücük hücrende excute ettiriyor (icra ediyor).

Madem ki DNA’nın bir program olduğu apaçıktır ve bir program programcısız olamaz; demek ki senin programcılığın o büyük zatın programcılığına ancak bir ayna hükmündedir. Yine senin hücrelerinden oluşturduğu networkun içinde hadsiz protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, seninde diğer insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli donanımını yanına vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor ve sen etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye ışık, ses gibi türlü medyayı hazırlamış kullandırıyor. Ve sen bunları keşfeder, kullanır, fakat yenisini ekleyemezsin. O halde öyle büyük bir network uzmanı zât vardır ki, senin her türlü ihtiyacını bilir ona göre teçhizatını verir. Senin network uzmanlığın ancak sonsuz ilminden sana verdiği bir küçük parça ve bir büyük nimettir.

Arkadaş aldanma!


Bu güzel dünya hayatı, bir limited trial versiyon (kısıtlı kullanım versiyonu) programdır. Görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiçbir suretle save edemiyorsun (saklayamıyorsun). Öyle ise bu kâinat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün müdür ki bir programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda about (programların içine konulan ve programcısını tanıtan açıklama) koyup kendini tanıtmasın. Öyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı, programcısı, network uzmanı ve sistem operatorü olan zatın, her yere işlediği about kesimlerini gör, öğren, full versiyonunu (sınırsız kullanım versiyonu) kazanmak için çalış. Unutma ki hiçbir hareketin atlanmadan dikkatlice loglar (kayıtlar) tutuluyor. Bu loglar herşeye gücü yeten o sistem yönetecisi tarafından kontrol edilecektir.

Öyleyse; hangi alanda uzman olursan ol yüce yaratıcının farkında ol, bu farkındalılıkta da uzman ol."

Sonraki yazımda tekrar görüşene dek hayatınızdan pozitifliği, yüzünüzden gülümsemeyi eksik etmeyin.

Tekrar Paylaşmak Üzere,
Sevgi ve Saygılarımla
Devamını Okuyun »