Günün birinde bir "gülle", "su" karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabi ki, zaman lazımdır birbirini tanımak için...

Gel zaman git zaman "
gül" o kadar mutlu olur ki bu arkadaşlıktan ve birliktelikten, mutluluktan içi içine sığmaz artık anlar ki "suya aşık" olmuştur! Hayatında ilk kez aşık olan "gül", burcu burcu açar ve etrafa kokular saçar; "suya" dönüp der ki birgün:

Sevgili su, seni sevdiğim için böylesine değiştim, açtım ve etrafa kokular saçtım, yalnızca seni sevdim diye...

Öyle zaman gelir ki, artık "
su" da içinde "güle" karşı birşeyler hissetmeye başlar. Zanneder ki, güle aşık oldum. Günler ve aylar birbirini kovalar ve gülü sevdiğini zanneden su, artık eskisi kadar ilgilenmez gül ile. Gül ise;

Acaba su beni artık sevmiyor mu?” diye düşünmeye başlar.

Çünkü suyun kendisine olan bu ilgisizliği onu üzmeye başlamıştır. İçin için bu soruyu sorar kendine. Bir gün, gül suya der ki:

Biliyor musun ben seni cok seviyorum!” Su:

Ben de seni seviyorum” der.

Aradan zaman geçer ve gül yine suya:

Seni seviyorum...” der...

Su sıradan bir ifadeyle:

Ben de...” der ama gül bu sözde sevgiyi hissedemez. Bu sıradanlaşma, gittikçe sürer ama gül sabırla hep “Seni çok seviyorum ” der suya...

Fakat, öyle bir duruma gelir ki gül, etrafa o güzel kokuyu saçamaz ve burcu burcu açan dalları solmaya yüz tutar. Kendini toparlayarak ve son kez suya:

Biliyor musun seni hala çok seviyorum!” der göz yaşları içerisinde... Su da ona döner ve yine o bildik ironik ve umursamaz edası ile:

Üfff söyledim ya ben de seni seviyorum diye!” der.

Gün gelir gül yataklara düşer. Çok hastalanmıştır gül, rengi solmuş çehresi sararmıştır. Yataklardadır artık. Su ise başında bekler gülün, yardımcı olabilmek için.

Ama bellidir ki artık gül ölecektir Ve son kez zorlukla başını döndürerek suya der ki:

Biliyor musun seni ben gerçekten seviyorum ve senin bilemediğin kadar sevdim üstelik!

Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır. 
Nedir sorun diye doktora sorar. Doktor muayene eder gülü. Muayeneden sonra şöyle der:

Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden birşey gelmez” Su, merak eder kendisini bu kadar çok seven gülün ölümüne sebep olan hastalığı ve sorar doktora:

Hastalığı nedir ki sevgili dostumun?

Doktor şöyle bir bakar suya ve der ki:

Gülün bir hastalığı yok dostum, hiç dikkat etmemişsin galiba sevgili dostuna, bu gül sadece "susuz" kalmış, ölümü onun için” der.

Ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece seni seviyorum demek yetmemektedir.



"Seni Seviyorum" cümlesini kalbinizin en derininden gelerek söyleyebilmeniz, söylerken de bunu iliklerinize kadar hissedebilmeniz ve tüm bunları muhatabınıza gösterebilmeniz dileğilye... ;)

Sonraki paylaşımında tekrar görüşene dek hayatınızdan pozitifliği, yüzünüzden gülümsemeyi eksik etmeyin ;)

Allah'a (c.c.) Emanetsiniz..
Devamını Okuyun »


Bir gün, bir kozada küçük bir delik açıldı ve bir adam bedenini bu küçücük delikten çıkarmaya çalışan kelebeği seyretmeye başladı ve saatlerce seyretti.

Sonra, kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu. Sanki, ilerleyebileceği kadar ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu. Adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline bir makas aldı ve kozayı titizlikle keserek deliği büyüttü.

Kelebek kolayca dışarı çıktı. Fakat  kocaman bedeni yanında kanatları kuru ve buruşuktu.

Adam, kelebeği izlemeye devam etti, çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp bedenini taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini umut ediyordu.

Fakat bu olmadı!

Gerçekte, kelebek ömrünün geri kalanını o kocaman bedeni ve kuru, buruşuk kanatları ile etrafta sürünerek geçirdi. Uçmayı hiç başaramadı...

Adamın bu aceleci iyiliği içinde anlayamadığı, bu kısıtlayıcı kozanın ve kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği mücadelenin, kelebek için  gerekli olduğuydu. Çünkü bu, yaşam sıvısının kelebeğin bedeninden kanatlarına doğru akmasını sağlamak için Allah'ın (c.c.) vesile buyurduğu yoldu. Böylece kelebek kozadan kurtulduğu anda uçmaya hazır olabilecekti. 

Bazen mücadeleler, hayatımızda tam olarak gerek duyduğumuz şeylerdir. Eğer Allah (c.c.), hayatımıza hiçbir  engelle karşılaşmadan devam etmemize izin verseydi sakat kalırdık. Şimdi ve daha sonra olabileceğimiz kadar güçlü olmazdık. Asla uçamazdık...

Güç istedim...  Ve Allah beni güçlü yapmak için karsıma zorluklar çıkardı.

Bilgelik istedim...  Ve Allah bana çözmek için sorunlar verdi.

Zenginlik istedim...  Ve Allah çalışmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi.

Cesaret istedim...  Ve Allah üstesinden gelmem için bana tehlike verdi.

Sevgi istedim...   Ve Allah yardım etmem için sorunlu insanlar verdi.

İyilik istedim... Ve Allah bana fırsatlar verdi.  

İstediğim hiçbir şeyi elde etmedim. 
İhtiyacım olan her şeyi elde ettim.


Mailime gelen bu güzel yazıyla son günlerde şunu farkettim ki; şu hayat kitabında şiir ve makale başlıklarını önceden atmaya çalışıyorum... Halbuki bu çaba, bu acele niye? Önce makaleni/şiirini hele bir yaz, sonra iyice oku ve ondan sonra hakettiği başlığı at...Kısacası bazı şeyleri akışına bırak. Bırak ki yaratıcının taktir ettiği ve eninde sonunda varacağı yolu en güzel şekilde bulsun...

Sonraki paylaşımlarımda tekrar görüşene dek hayatınızdan pozitifliği, yüzünüzden gülümsemeyi eksik etmeyin ;)

Allah'a (c.c.) Emanetsiniz..
Devamını Okuyun »



UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN 

Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. 
Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. 
Azrail'in kasti canadır inan, 
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. 
Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. 

Seherde uyanırlar cümle kuşlar, 
Dilli dillerince tespihe baslar.. 
Tevhit eyler dağlar,taslar,ağaçlar.. 
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. 
Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. 

Semavatin kapularin açarlar, 
Müminlere rahmet suyun saçarlar, 
Seherde kalkana hülle biçerler, 
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. 
Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. 

Bu dünya fanidir sakin aldanma, 
Mağrur olup taç-u tahta dayanma, 
Yedi iklim benim deye güvenme, 
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. 
Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. 

Benim,murat kulun,suçumu affet.. 
Suçum bağışlayub günâhım ref'et.. 
Resul'un sancağı dibinde hasret, 
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. 
Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. 

III. Murat Han (Osmanlı Padişahı)

Sözleri III. Murat Han'a, bestesi Ali Ufki Bey'e ait olan bir ilahi olup III. Murat Han bu ilahiyi kaçırdığı bir sabah namazı sonrası yazmış..

Sonraki paylaşımlarımda tekrar görüşmek üzere.

Allah'a (c.c.) Emanetsiniz.. 
Devamını Okuyun »